Yaşasın! Geleneksel film tavsiye şenlikleri başlıyor! Haydi hayırlı olsun.
(Another Earth)
Hani istemediğin ot burnunun dibinde bitermiş ya… Hah şimdi o otu aldım çanınıza tıkamaya geliyorum, gemi iyi azıya aldınız siz.
Bak arkadaş, hazır keyfe de gelmişken açıklayayım o meşhur “sırrı”.
Dünya üstünde hiçbir kadının evlenme teklifime “hayır” demesinden çekinmem, korkmam, üzülürüm belki ama dünyalar başıma yıkılmaz. (Nikah masasında terkedilmek de dahil) Öyle materyalist bir toplum olmuşuz ki benim gibi duygusal adama da sirayet etti sonunda.
Ama biri var ki bırak “hayır” demesini, olumsuz bir işaret çakacak diye ödüm kopuyor anladın mı? Hah, bunu az evvelki albüm paylaşımında azıcık da olsa farketmişsindir zaten.
Sağlıcakla kal.
Ben çoktan bağlanmıştım inkarı yoktu. Tertemiz, hiçbir yalana sapmadan gelivermişti başıma. İnsanız, insandı(k). Anlaşacağımızı umuyorum, beni bu kalbin zindanında yalnız anlaşılmamak korkutuyor. Vazgeçemediğim, mühürlendiğim tek bir beden. Nefsini zapt ettiğinde insanın ödülüdür bu. Bedenin kendisi değil şapşal! Ona can vereni aramıyor muyuz yıllardır? Bu işe yaramaz halimizle bir de sevmeyi beceriyoruz ya, O’nun için kaygılanıyoruz ya, işte apaçık ortada!
N’olur sen de çektirme artık şu hasreti. Yazık değil mi “tesadüf olamaz” dediklerine?
Senin bedenine, sana evrilmeyi isterdim çok uzakken bana zaman. Ancak, ondan sonra korkardım kendimi arama kaygısından. Sana kavuşamamanın karanlık yollarında bir tali çıkış arayıp boşu boşuna gökyüzüyle arama zindan koymuş olurdum.
İnsanların ruhları, vicdanları kararırken gördüklerim, yaşadıklarımı unutturacak cinsten sanki! Bu; aydınlığı ararken sürekli sis perdesine dönen yanılsamayla baş döndürücü bir etki yaratma hali…
İsterdim ki çıkış yolu ararken; “En mutlandığım zaman da ölmeyi isteyeceğim” şiarını yüksek sesle haykırabileyim. Öyle bir hale geldim ki çember daralıyor, keskin bir barut kokusunun şakaktan odaya yayılacağını varsayıyorum. Türlü çözümlemelerle def etmeye çalışıyorum içimdeki günahı. Vebalı muamelesi görmekmiş bunun adı! Kendimi rahatlatmak için ne yapsam bilemedim ama “O” “inşirah” deyince kendime geldim. İnandırdım en azından kendimi “O”na.
Bunun şaka olduğuna inanmak istiyorum. Her isteğime, aklımdan geçene; belki de anlatmaktan “kaçındıklarıma” travma(!) sorularıyla gelinmesi beni çileden çıkarıyor. Anlamlandırmak için devam etmem şart. Belki de o barut kokusu…